(no friends to display)
www.dostilleri.blogcu.com
yeni adresim
Free Web Counters

Free Counter



D
O
S
T
L
A
R
I
N
D
İ
Y
A
R
I
N
A

D
O
S
T
L
A
R
I
N
D
İ
Y
A
R
I
N
A



























































NAME="aba_MediaPlayer">

Image Hosted by ImageShack.us




     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     
     
     
     

     

     

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z
ip-numaram.com IP adresi
















SELAMUN ALEYKÜM






SELAMUN ALEYKÜM






WWW.DOSTİLLERİ.NET.TC






WWW.DOSTİLLERİ.NET.TC






HOŞ GELDİNİZ






HOŞ GELDİNİZ




YOLUMUZ SOHBET YOLUDUR
“Bizim yolumuzun esası mürşidle sohbet etmektir. Yalnızlıkta (halvet) gizli bir şöhret arzusu, şöhrette ise tehlike vardır, işin doğrusu, halkla Hakk yolunda beraber olmaktır. Mürşidin sohbetine devam ede ede hakiki imana ulaşmak insana nasip olur.“
Şahı Nakşibend (k.s)
GAVS HAZRETLERİNİN SAPANCA SOHBETİ


Tarikat şeriatın üstünde kurulmuş takva makamıdır. Şeriatsız tarikat olmaz. Bir evin yapımında temelde kullanılan demir beton eksik olursa bina sağlam olmaz, çabuk çöker. Tarikatın temeli de şeriattır. Temeli sağlam olmayan tarikat ehli de çabuk yoldan çıkar.

Bir kişi müslüman olması için ilk önce kelime-i şahadet getirmesi gerekir. Ondan sonra imanın şartlarını kabul etmesi gerekir ( amentü ) ondan sonra da İslâm’ın 5 şartını yapması lâzımdır. Bunlardan hac, zekât, oruç belli şartlara bağlanmıştır. Ama namaz akıl baliğ olan herkesin üzerine farzdır. Herkesin her şartta yapması gereken bir ibadettir. Yapılmazsa çok büyük cezası vardır. Bazı âlimlere göre 500 bazı âlimlere göre 70.000 yıl cezası vardır. Kişi hasta olsa hareket edemeyecek olsa bile ima ile de olsa namazını kılmak zorundadır. Kişi suda boğuluyor olsa sekerat anı gelmiş olsa o vaktin namazını eda etmek zorundadır. O vakit namazından sorumludur.

Yapılan hizmetlerde ve ibadetlerde niyet önemlidir. Niyet Allah rızası için olmalıdır. Biz 40 yıldır köyümüzde olanların ve sofîlerin fatihayı bildiklerini sanıyorduk. Gördük ki fatihayı eksik okuyorlar. O zaman namazları iptal oluyor. Bunda bizim de sorumluluğumuz var. Biz sofîler mahcup olmasın diye sormaya utandık. Tüm sofîler fatihayı öğrenmek zorundadır. Siz de bunun için çalışacaksınız. Bu işten sorumlusunuz. Namazlarda fatihalar ve diğer vecibeler eksik olmayacak.
Bunun için çalışacaksınız. Namaz olmazsa yaptığınız hatme, rabıta ve virdlerde olmaz. Bir hadisi şerifte şöyle buyruluyor:

“Dünya melundur. İçindekilerle birlikte lânetlenmiştir. Yalnız Allah rızası için yapılan hariç.”

Yaptığınız ibadet ve hizmetler Allah rızası için yapılmalıdır. Niyetlerimiz Allah rızası için olmalıdır. Dünya için bile çalışsak niyet Allah rızası için olursa ibadete çevrilir. Gavs Hz. şöyle nakletti.

“ kişi sabah evden çıkarken ya rabbi sen rızkıma kefilsin ondan şüphem yoktur. Çoluk çocuğumun rızkını kazanmayı üzerime vacip kıldın. Bu vacibi üzerimden kaldırman için işe gidiyorum “

der ve o niyetle işe giderse akşam evine dönünceye kadar geçen süre sanki alnı secdedeymiş gibi ibadet yerine geçer.
Dünya da lâzım amma niyet Allah rızası olursa ibadet yerine geçer. Sizin paranız olmasa buraya nasıl gelecektiniz. Elbise, yiyecek nasıl alacaktınız. Amma sizin amacınız sadece dünya olmamalı, amacınız ahiret olmalı. Amacınız dünya parsı değil ahiret parası kazanmak olmalı. İnsan tarlaya ne ekerse onu biçer buğday ekse buğday biçer. Dünya ahiretin tarlasıdır. Sizde takva tohumu ekerseniz ahirette karşılığını alırsınız

Türkiye Yol Haritasi

></iframe>







SEYYİD ABDÜLHAKİM EL-HÜSEYNÎ (K.S)
10 Zilhicce 1322 (15 Şubat 1905) Perşembe günü Bitlis‘in Baykan ilçesi Kermat Köyü‘nde dünyaya geldi. Babası ve dedeleri Bilvânis Köyü‘nden olduğundan Gavs-ı Bilvânisî diye tanınmıştır. Babasının adı Muhammed, dedesininki Seyyid Maruf idi. Peygamberimiz‘in torunudur.
Hz. Hüseyin‘in (r.a) soyundan geldiği için el-Hüseynî denmiştir. İlk evliliğinden kendisine S. Muhammed, S, Muhammed Raşid ve S. Zeynelâbidin, ikinci evliliğinden, S. Abdülbâkî, S. Muhyiddin, S. Ahmet, S. Abdülhalim ve Seyyid Enver isimli oğulları olmuştur.
Gavs-ı Bilvânisî hazretleri, zamanın mürşid-i kâmili olan veli zatlardandı. Zamanının gavsı idi. Büyük velî Ahmed el-Haznevî hazretlerinden insanları irşad etme izni aldı. Bunun üzerine Adıyaman‘ın Kâhta ilçesi Menzil köyünde ömrünün sonuna kadar irşad hizmeti ile meşgul oldu. Çok kıymetli mürşidlerin yetişmesine vesile oldu.
Sultan hazretleri diye tanınan Seyyid Muhammed Raşid Hazretlerini bu zat yetiştirmiştir. Hayatının son günlerinde Gavs-ı Bilvânisî hazretlerine bağırsak kanseri teşhisi konuldu. İstanbul ve Ankara‘da tedavi gördü. Ameliyatından üç gün sonra 1972 yılında bugün vefat etti.
Allah şefaatine bizleri da nail eylesin...
WWW.DOST
İLLERİ.NET.TC
Online E-Devlet Hizmetleri

Devletim.com

TC Kimlik No

Vergi Kimlik No

ÖSYM Sonuçları

SSK Hizmet Dökümü

İnternet Vergi Dairesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi

Telefon Rehberi

Su Fatura Ödeme

Doğalgaz Fatura Ödeme
HELALİNDEN YEMEK
İbrahim b. Ethem‘e bir gençten bahsettiler. Onun gece gündüz ibadet ve taat içinde olduğunu, sık sık vecde gelip kendinden geçtiğini söylediler. O da bu genci merak etti, yanına gitti, üç gün misafiri oldu.
Genci anlatılanların çok daha ötesinde bir halde gördü. Gençteki halin şeytandan mı yoksa Hak‘tan mı olduğunu anlamak istedi. Onun yediğine baktı, lokmaları helâlden değildi. “Allahü Ekber, bu haller hep şeytandan kaynaklanıyor“ deyip, genci evine davet etti.
Ona kendi temiz ve helâl yiyeceklerinden yedirdi. Gencin hali değişti, o cezbe halleri gitti. Genç bu hale şaşırdı. İbrahim b. Ethem‘e, “Sen bana ne yaptın?“ diye sordu. Hazret, “Senin yediklerin helâl değildi. Yediklerinle birlikte şeytan da midene giriyordu. Üzerindeki haller şeytandan kaynaklanıyordu.
Helâl yiyince, içine şeytan giremedi. Asıl ve doğru halin şimdi ortaya çıktı“ dedi.
Ferîdüddin Attâr (k.s)
AMELE DEVAM ETMEK
Zikre devam etmek, müminlerin ahlakından, abidlerin ise Allah‘a götüren yollarındandır. Bu, imanı artırıcı ve imanın alameti olarak görülen güzel bir alışkanlıktır.
Âişe (r.a) validemize Allah Resulü‘nün amelinden sorulduğu zaman şöyle demiştir: “Onun ameli devamlı idi“ . İşte Allah Resulü Efendimiz (s.a.v) bir ameli işlediği zaman asla onu bırakmaz, en güzel şekliyle yapar ve şöyle buyururdu:
“Kendinizi ancak yapabildiğiniz annelerle mükellef tutun. Siz usanmadıkça Allah Telâlâ sevap vermekten usanmaz. Amellerin Allah Teâlâ‘ya en sevimli geleni az da olsa devamlı olanıdır.“
(Kûtbü‘l-Kulûb, Semerkand Yay.)
SÜNNET OLMADAN DİN YAŞANMAZ
Peygamberimiz‘in (s.a.v) söz, fikir, fiil ve davranışlarını bilmeden ve örnek almadan İslâm dini yaşanamaz. Birileri o hadis ve sünnet olarak anlatılanlar, sağlam değil şüphelidir, onlar olmadan da din yaşanır derse, o yaşadığı İslâm dini değildir, başka bir dindir.
Peygamber yerine kendini, sünnet yerine aklını koyarak Kur‘an‘ı anlatmaya çalışan kimse Allah‘ın istediği dini değil, nefsinin süslediği bir felsefeyi ortaya koyar ve öyle yaşar. Bu da bir din değil felsefî bir ekoldür. Farklı içtihadda bulunan mezhep imamlarının hiç biri küçük veya büyük hiçbir konuda Allah Resûlü‘ne (s.a.v) muhalefet etmemişler ve bunu hiç düşünmemişlerdir.
Çünkü onlar Allah Resûlü‘ne (s.a.v) uymanın vacip olduğu noktasında fikir birliği içindedirler.
Yine Allah Resulü (s.a.v) dışında herkesin sözlerinin bazılarının alınıp bazılarının terk edilebileceği konusunda da fikir birliği içindedirler.


islamiweb.net
www.dostilleri.blogcu.comwww.dostilleri.blogcu.com